Yayınlanma Tarihi: 09/05/2021 |6.7 min read |

Eski Yunan Tragedyalarından Bakkhalar

Tragedyalar insanlığa vermek istediği bazı öğütlerle birlikte didaktik bir yöne de sahiptir. Örneğin ‘’hybris’’ kelimesi Yunan tragedyasında kibir ya da haddini bilmezlik anlamlarına gelir. Euripides’in Bakkhalar adlı eserinde de haddini bilmeyip tanrıların belirlediği kadere karşı gelen Thebai kralı Pentheus’un cezası kendi annesi Agave tarafından kesilir. Euripides’in ölümünden sonra MÖ 405 yılında Dionysos Tiyatrosu‘nda sahnelenen Bakkhalar , Dionysia şehir festivali yarışmasında birincilik ödülünü kazanmıştır. ‘’Bakkhalar’’ kelimesi Tanrı Dionysos(Bakkhus, Bakkhos) ‘un çevresindeki çılgın kadınlar topluluğu anlamına gelir.

‘’İnsan haddini aşmadıkça, tanrılara ayak diremedikçe, insanlığını bilip yaşadıkça, ezasız cefasız bir ömür sürer.’’

Tragedya yazarlarının başta gelen isimlerinden Aiskhylos ve Sophokles arasındaki en modern olanı Euripides’tir. Normalde tragedyalarda tanrılar görünür değildir ancak Euripides tragedyaya getirmiş olduğu yeni tekniklerle birlikte Tanrıları da sahneye koyar hatta bazen tanrılarla ağız dalaşına girilir ve böylece klasik tragedya yapısı çözülmeye başlar. Kendine has oluşturduğu bu yenilikçi, eleştirel tutumu yüzünden dönemindeki yazarlar ve halk tarafından pek benimsenemeyen Euripides , katıldığı yarışmalardan da sadece beş kez ödül alabilmiştir.

Oyunun ana teması insanlığın içinde bulunduğu doğa-kültür dikatomisi üzerine kuruludur. Bir yandan ataerkil kültürü ve düzeni simgeleyen kral Pentheus doğayı tamamen domestike etmeye çalışıp , kültürü başa getirirken bir yandan da vahşi doğanın sembolü Dionysos başat kültürün susturmaya çalıştığı doğanın sesi olur ve Thebai halkının kadınlarını delirtip, dağlara sürer. Bakkhalar’da açık bir sistem reddi vardır. Doğa şehrin her köşesine sinmiş ataerkil kültürün sonunu kendi elleriyle getirir ve Pentheus’un öldürülmesiyle birlikte doğaya ait olan tekrar doğaya dönmüş olur. Hiçbir hiyerarşik güce boyun eğmeyen Dionysos, Thebai’ye tek bir amaçla gelmiştir o da eşitliği sağlamaktır. Zamanında Dionysos’un teyzeleri kendi kız kardeşleri Semele için bir iftira atarlar. Semele’nin bir ölümlüden hamile kaldığını ve Dionysos’un tanrı Zeus’tan olmadığını söylerler. Bu yalana inanan Zeus da Semele’yi öldürür. İşte Dioynsos’un Thebai’ye gelip kendisinin bir tanrı olduğunu herkese kabul ettirme arzusu, annesine atılan bu çirkin iftira ve Pentheus dahil hiç kimsenin onu tanrı yerine koymamasından kaynaklanır.

“Thebaililere Zeus’un oğlunun bir tanrı olduğunu gösterip anama sürdükleri lekeyi temizleyeceğim.”

Dionysos’un şehre gelişiyle birlikte herkes ona ibadet etmeye başlar. Thebai halkının kadınları yani Bakhalar, Dionysos uğruna delirip kendilerini dağlara sürerler. Onun için korolarla şenlikler düzenlenir ve tüm halk Dionysos’u Zeus’un oğlu olarak kabul eder. Bunları duyan Pentheus öfkelenir ve bir yabancı olarak gördüğü, tanrıdan saymadığı Dionysos uğruna tapınmayı şiddetle reddeder. Adamlarına Dionysos’u yakalattırıp zindana attırır fakat Dionysos oradan bir şekilde kurtulur ve bunun ardından daha da öfkelenen Pentheus bütün surların kapısının kapatılması için emirler yağdırır ancak Pentheus’un unuttuğu bir şey vardır. Dionysos bu had bilmez insanoğluna der ki: ‘’Niçin? Tanrılar duvarlardan geçemezler mi? ‘’

Pentheus’un adamları dağlara çıkıp Bakkhalar’ın ayinleri sırasında onları alt etmek için tuzak kurarlar. Tuzağı farkeden Bakkhalar birden harekete geçip ortalığı darma duman ederler. Bunu gören haberci o anları şöyle anlatır: ‘’ Kendimizi güç kurtardık, kaçmasaydık Bakkhalar bizi parçalayacaklardı. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkhaların her şeyi alıp götürdüklerini görünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman, kralım, hiç görülmedik bir sahne gördük: Demir uçlu oklar Bakkhalardan bir damla kan akıtmadı, mutlaka bir tanrıdan yardım gören bu kadınlar thyrsoslarıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. ‘’

Bu eserde koronun rolü çok önemlidir. Sık sık olay örgüsüne karışan koro Bakkhalar’dan oluşur ve hatta oğlunun kellesini koparan Agave de bir Bakkhadır. Aslında bu noktada şiddetli bir kültür eleştirisine tanık oluruz. Pentheus gibi bir ataerkil devlet savunucusu olan kralın annesi dahi , Dionysos’a tapınan ve onun uğruna delirip kendisini doğaya salan kadınların bir üyesidir. Bu oyunda Dionysos başat kültür tarafından stigmatize edilmeye çalışılan doğanın sesi olur ve delilik olgusuyla birlikte de bastırılan tüm kadınların mevcut düzene ve ataerkiye baş kaldırışını yansıtır. Kadınlar ana tanrıçanın gücüyle hareket ederler ve karşılarına çıkan tüm erksel güce doğanın taşkınlığıyla karşılık verirler. Onlar yalnızca Dionysos’un, kültür tarafından dizginlenemeyen içgüdülerinin ışığından giderler. Böylece Pentheus’un yaratmış olduğu ataerkil sistem kadınlar tarafından alt edilmiş ve aşırı kültür yanlısı düzen de doğayla dengelenmiş olur.

‘’Gidip Pentheus’u giydireyim, Pentheus anasının elleriyle ölecek ve Hades’e benim elimden giyeceği elbiseyle gidecek. O zaman görecek kimmiş Dionysos,  Zeus’un oğlu, insanlara hem cömert hem de en korkunç davranmasını bilen kudretli tanrı! ‘’

Ve kendi elleriyle kendi sonunu getiren Pentheus, Bakkhalar’ı dağlarda görmek ister. Bunun üzerine Tanrı Dionysos onu kandırıp, kadın kılığına girmezse Bakkhalar’ın onu öldürebileceğini söyler. Pentheus bu kıvrak zeka karşısında mağlup gelir ve peruk takıp kadın kılığına girmeyi kabul eder. Böylece, Dionysos’un şehre ilk geldiğinde kadınsı görüntüsü ve bukleleriyle dalga geçen Pentheus, tüm Thebai şehrini kadın kılığında dolaşır.

KORO: ‘’Gelsin adalet, kendini göstersin; gelsin kılıcıyla, koparsın boynunu iman, kanun, nizam tanımayan bu adamın; Ekhion’un oğlu olacak bu toprak çocuğunun.’’

Pentheus dağdaki Bakkhalar’ı izlerken , Dionysos onu birden çalıların tepesine çıkarır ve tüm Bakkhalar’a öclerini almaları için onu yem eder. O an Pentheus’un kız kardeşleri ve annesi dahil tüm kadınlar Dionysos’un etkisiyle kendinden geçer ve Pentheus’u parçalamaya başlarlar. Zavallı annesi onu tanısın da öldürmesin diye Agave’nin yanağını okşayarak: “Anacığım, benim, ben.Oğlun Pentheus, Ekhion’un evinde doğurduğun çocuk! Bana acı anacığım; evet, bir günah işledim, ama sen oğlunu öldürme.” der. Fakat iş işten geçmiştir. Tamamen Dionysos’un etkisiyle hareket eden Agave kendi oğlunu kendi elleriyle öldürür. Böylece Dionysos , Thebai şehrine geri dönüşüyle birlikte hem kendisinin Zeus’tan olma bir tanrı olduğunu herkese kanıtlamış hem de anasına ve kendisine yapılan bu haksızlığın öcünü almıştır. Ataerkil düzenin sembolü kral Pentheus’un sonunun yine bir kadın tarafından getirilmiş olması da doğanın ebedi gücünün temsili olmuştur.

“Ne yaman bir savaştı bu:

Buladı bir annenin ellerini oğlunun kanına.”

Konusunu efsanelerden alan Antik Yunan Tragedyaları ile ilgileniyorsanız Her Tiyatroseverin Bilmesi Gereken Antik Yunan Tragedyaları adlı içeriği okumanızı tavsiye ederiz.

 

Paylaş!