Yayınlanma Tarihi: 30/09/2020 |11.2 min read |

Tiyatroda Aziz Nesin etkisi

Unutulmaz mizah yazarı Aziz Nesin, yerli edebiyatın baş tacı isimlerden biri. Öyle ki Aziz Nesin sözleri, eserleri ve duruşundaki tutarlığıyla başucu kitapların yazarı olmayı başarıyor. “Zübük”, “Fil Hamdi”, “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Şimdiki Çocuklar Harika” ve daha nice eseriyle tanıdığımız usta yazarın hayatına ve eserlerine göz atalım…

Peki Aziz Nesin kimdir? 20 Aralık 1915 tarihinde Heybeliada’da dünyaya gelen Aziz Nesin’in asıl adı Mehmet Nusret Nesin’di. Kısa öykü, tiyatro ve şiir dallarında pek çok yapıt ortaya koydu. Yazdığı oyunlar da pek çok kez tiyatro sahnelerini süsledi. UNESCO’nun yayınladığı Index Translationum adlı dünya çeviri bibliyografyasına göre Nesin, Türkçe eser veren yazarlar arasında Orhan Pamuk, Yaşar Kemal ve Nazım Hikmet’in ardından eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar konumunda.

Yazarlığa adım adım

İki sene Darüşşafaka Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra Kuleli Askeri Lisesi’ni bitiren Aziz Nesin, ardından Kara Harp Okulu ile Askeri Fen Okulu’ndan mezun oldu. Bu dönemde bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü’nde eğitim alıyordu. Ankara Harp Okulu’nu bitirdikten sonra asteğmen rütbesiyle orduya katılan usta yazar, sonra da subay olarak Anadolu ve Trakya’nın çeşitli yerlerinde görev yaptı.

Ancak üsteğmen rütbesindeyken “görev ve yetkisini kötüye kullandığı” suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı. Sonrasında bir süre Nuruosmaniye’de bakkallık yapan Nesin, aynı zamanda Karagöz gazetesinde ve Yedigün dergisinde redaktörlük ve musahiplik yaptı. 1945 yılından sonra ise kalan hayatına yön verecek olan gazetecilik mesleğine başladı. Yedigün’de “Vedia Nesin” takma adıyla yazdığı aşk şiirleri de fazlasıyla ilgi çekti. Öyle ki bir diğer usta kalem Orhan Kemal, kadın sandığı bu ünlü şaire hapishaneden aşk mektubu gönderdi. 1946 yılında ise Sabahattin Ali’yle birlikte Marko Paşa adındaki o meşhur mizah dergisini çıkarmaya başladı.

Aziz Nesin 1959’da Akşam gazetesinde çalışırken. Görsel kaynağı

 

Parlayan bir yıldız

1956 yılında İtalya, Bordighera’da yapılan ve 22 ülkenin katıldığı Uluslararası Gülmece Yarışması’nda büyük ödül olan Altın Palmiye’yi “Kazan Töreni” adlı öyküsüyle kazanan Aziz Nesin’in kariyeri iyice yükselişe geçti. Ertesi yıl aynı ödülü “Fil Hamdi” adlı öyküsüyle ikinci kez kazandı. 1962’de ise 42 sayı basılacak olan “Zübük” adlı mizah dergisini çıkarmaya başlayan Aziz Nesin için bu dergi Zübük romanının ve meşhur Zübük tiplemesinin ortaya çıkmasına vesile oldu.

Ödülleri birbiri ardından gelen Aziz Nesin, “Vatani Vazife” adlı öyküsüyle 1966’da Bulgaristan’da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Kirpi’yi kazandı. 1968’de Milliyet Gazetesi’nin açtığı Karagöz oyunu yarışmasında “Üç Karagöz” oyunuyla birincilik ödülüne layık görüldü. 1969’da Moskova’da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında “İnsanlar Uyanıyor” adlı öyküsüyle Krokodil birincilik ödülü kazandıktan sonra 1970’te de “Çiçu” adlı oyunuyla Türk Dil Kurumu’nun oyun ödülünü kazandı. 1974’te Asya-Afrika Yazarlar Birliği’nin Lotus Ödülü’ne, 1976’da Bulgaristan’da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece kitabı uluslararası yarışmasında Hitar Petar Ödülü’ne, 1978’de “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü’ne layık görüldü. Bu oyun ileride yazarın tiyatrolara uyarlanan en ünlü eserlerinden biri olacaktı. 1977’de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı ünvanını alan Nesin, bu göreve de uzun yıllar devam etti.

1985’te Birleşik Krallık’ta PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi ve TÜYAP’ın düzenlediği “Halkın Seçtiği Yılın Yazarı” ödülünü kazandı. 1989’da ise Sovyet Çocuk Fonu’nun ilk kez verilen “Tolstoy Altın Madalyası”na değer görüldü.

Nesin 1977’de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı ünvanını aldı. Görsel kaynağı

Edebi kişiliği

Aziz Nesin birçok edebi alanda eser üretti ancak ağırlıklı olarak öne çıkan alanı mizah oldu. Eserlerinde haksızlık, zulüm gibi toplumun aksayan ve eleştiriye elverişli olaylarını abartılı ve oyunlu bir anlatımla ele aldı. Sade, anlaşılır bir dil kullanan yazarın eserlerindeki karakterler günlük yaşamda rastlayabileceğimiz türdendir. Eserlerinde toplumdaki zıtlıkları, siyasal çatışmaları ele almayı seven Aziz Nesin, gazeteci Zeynep Oral’ın Milliyet Sanat Dergisi için yaptığı röportajda, mizah anlayışını halk yararına işlevi olan, “görevci mizah” olarak tanımladı.

“Beni mizah yazarlığına iten etken, o günkü ortamın koşullarıydı. Kısaca şunu söyleyeyim: Genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık, öfke, bir hınç alma biçimidir mizah… Her zorluk, her acı çeken ille de mizahçı olmaz elbet ama bu ağır koşullar kişinin mizahçı yeteneğini geliştirir… Mizahçının yetişmesi için gerekli bireysel koşuldan da anlaşılacağı üzere, mizah, bir yıkıcılıktır. Mizahçı kırgınlıklarını, nefretini, kinini, öfkesini, hıncını, bilinçli bir biçimde gerçekten yıkılması gereken hedefe yöneltebilir ve mizah silahını halk yararına kullanabilirse, bir olumlu yıkıcı olur…” diyen yazar, her yazarın sosyo ekonomik sınıfıyla özdeşleşmiş olduğundan kendini anlatırken sınıfını anlatmış olduğunu savunuyordu.

Tiyatroda Aziz Nesin’in izleri

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) tarafından 1994 yılında Yılın Onur Ödülü’ne layık görülen Aziz Nesin’in tiyatro üzerindeki etkisi de oldukça büyük. 1949 yılında okullara yönelik kısa oyunlar olarak sahnelenen Monologlar’ın ardından oyunları bir bir sahnelere uyarlanmaya başlayan usta yazarın pek çok eseri tiyatrolarda sergilendi. Bunları arasında az bilinenler olarak Biraz Gelir misiniz (1950), Bir Şey Yap Met (1959), Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968), Üç Karagöz Oyunu (1969), Çiçu (1970), Tut Elimden Rovni (1970), Pırtlatan Bal (1976), Başarımı Karılarıma Borçluyum (1992), Bir Zamanlar Memleketin Birinde (1992), Hakkımı Ver Hakkı (1992) ve Zat-ı Devletleri İbiş Hazretleri (1992) gibi eserleri yer alıyor.

Aziz Nesin’in ilk tiyatro oyunu olan Toros Canavarı sahneye uyarlanan ünlü eserleri arasında… Ailesi ile birlikte kıt kanaat geçinen ve sıradan bir adam olan Nuri Sayaner’in yanlış anlaşılma sonucu yıllardır aranan seri katil Toros Canavarı yerine hapse girmesini, ülkenin içinde bulunduğu durumu ve yönetilme düzenini işleyen eser tiyatrolarda pek çok kez sahnelendi. Aynı şekilde Nesin’in ünlü Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oyunu, 1989-1990 ve 1993-1998 sezonlarında Kenan Işık; 1999-2000 döneminden 2011’e dek birkaç kez dönüşümlü olarak Ali Düşenkalkar ve Ali Sürmeli tarafından da sahnelendi.

Nesin 1977’de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı ünvanını aldı.

Tiyatro sahnelerinin unutulmaz ismi

Ancak Nesin’in tiyatrodaki etkisi sadece sınırları aşmakla kalmıyor, yeni oyunlara da ilham oluyor. Levent Üzümcü Tiyatrosu’nun Anadolu Turnesi kapsamında hazırladığı “Aziz Nesin Kabare” oyunu bu yılın başında pek çok şehir dolaştı. Aziz Nesin’in bakış açısıyla günümüz olaylarının hicvedildiği oyun sergilendiği her sahnede dakikalarca alkış yağmuruna tutuldu. Aynı şekilde bu senenin başında, Aziz Nesin’in anısına bir vefa ve minnet borcu niteliğinde Ankara Ekin Tiyatrosu oyuncuları tarafından, Nesin’in hayatının ve dünya görüşünün anlatıldığı ”Memleketin Kısmeti” oyunu sahnelendi. Değerli tiyatro oyunu yazarı Haluk Işık’ın, Aziz Nesin’e ithafen yazdığı oyun seyircilerin beğenisini kazandı.

Dünya Aziz Nesin’i çok sevdi

Aziz Nesin’in oyunlarından “Biraz Gelir Misiniz?” ve “Bişey Yap Met” oyunu Türkiye’de sahnelenme sıkıntıları çeken oyunlar olsa da yurt dışında oyunlar hak ettiği değeri görmeyi başardı. Hatta “Biraz Gelir Misiniz?” oyunu prömiyerini 1961 yılında Horst Reinecke rejisiyle Almanya Schwerin Devlet Tiyatrosu’nda yaptı. Oyun sonunda izleyiciler dakikalarca ayakta alkışladı. 1965 yılında D. Dinuiescu rejisiyle Romanya Braila Devlet Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşan oyun, 1966 yılında Nasır Sadıkzade rejisiyle Azerbaycan Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiş; 1968’de Budapeşte Radyosu’nda, 1972’de Paris Radyosu’nda seslendirilmiştir. “Bişey Yap Met” oyunu da 1963 yılında Prag’da tiyatroseverlerden tam not almıştır.

Günümüzde de halen Aziz Nesin oyunlarının izlerini Avrupa’da görmek mümkün. 2015 yılında Macaristan’da her yıl düzenlenen Komedi Festival çerçevesinde sahnelenen, Aziz Nesin’in “Hadi Öldürsene Canikom” isimli oyunu Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de sahnelendi. İki bölümden oluşan ve kapalı gişe oynanan  oyunda Macaristan’ın ünlü tiyatro oyuncuları İldiko Hüvösvölgyi, Angela Csaszar ve Gabor Harsanyi rol aldı. Seyircilerin büyük beğenisini toplayan oyunun evrensel bir dile sahip olması izleyicilerin kolaylıkla hikayenin içine girebilmesini sağladı.

Aziz Nesin’in “ulusal olan”ı yakalama çabası

Aziz Nesin’in oyunlarında genel olarak soyutlamayı kullandı. Kapalı biçimde yazılan oyunları kesintisiz dramatik aksiyonlar içerirler. Dramatik oyun yapısını bozmadan soyutlamaları kullanarak benzetmeciliğin sınırlarını zorlayan oyunlarıyla Nesin Türk tiyatrosunda kendine özgü bir yer edinmiştir. Aziz Nesin’in oyunlarındaki soyutlama, sahnede bütün yerel yüzeysel ayrıntılardan sıyrıldığında yine de “bir Türk gibi duyan, düşünen ve davranan” insanı yaratma, tiyatroda “ulusal olan”ı gerçekleştirme amacını güder. Bu konuda kendisi de oyunlarını “ulusal oyun” olarak tanımlar ve şunları söyler:

“Çiçu da, öbür oyunlarım Biraz Gelir misiniz, Bişey Yap Met, Tut Elimden Rovni gibi ulusal oyundur. Ulusal tiyatro anlayışımı, tanımlamalar ve çözümlemelerle değil de örneklemelerle gösterirsem, belki daha kısa yoldan açıklamış olurum. Diyelim oyunun ve yazarının adı ilan edilmeden Lorca’nın Kanlı Düğün’ü oynanıyor bir tiyatroda; önceden de oyunu bilmiyoruz. Yine bir varsayım olarak, oyunun İspanyolluğunu belirten, kişi ve yer adlarını, giysileri, bölgesel, yerel ve folklorik ögeleri, İspanya’ya özgü dekorları da oyundan çıkaralım. Bütün bu İspanyolluk ögeleri oyundan çıkarıldığı halde bile, İspanyol insanını tanıyan –hatta yalnız kitap bilgisiyle az tanınmış olsalar bile- seyircilere, bu oyunun hangi ulusun oyunu olabileceği sorulsa, seyircilerin çoğunun bir İspanyol oyunu olabileceğini çıkaracaklarına inanıyorum. (…) Bir oyunu ulusal yapan şey, bir varsayım olarak o oyundan ulusallığı yapan dış ögeler çıkarıldığı halde bile, yine de o oyunda kalan ulusal özdür. İşte bu değişmeyen ulusallık ögesi, yalnız o ulus insanına özgü bir davranıştır. Asıl ulusal olan, insanın insana (bireye), insanın topluluğa ve topluma, insanın doğaya, insanın kendine, insanın olay ve olaylara karşı davranışıdır. Türk’ü Hintliden Amerikalıyı Rustan ayıran işte bu ulusal davranış özelliğidir. Yerellik, bölgesellik, giyim biçimi, kişi ve yer adları, hatta töreler, gelenek ve görenekler bile, ulusallığı sağlayan bütün dış ögeler kısa sürelidir, geçicidir, çabuk değişir, bozulur, yok olur. Oysa insan davranışı, ulusallığı belirleyen en kalıcı ögedir.”

Düşüncenin bıraktığı dev miras

2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere Sivas’a giden Aziz Nesin, 37 kişinin yaşamını yitirdiği Madımak Oteli katliamından yaralı olarak sağ kurtuldu ancak provokatör olmakla suçlandı ve linç girişiminden zor kurtuldu. Sağcı kesimin nefretini kazanmış olan yazar, açıkça ateist olduğunu söylüyor ve ülkedeki en büyük tehlikenin “şeriat” olduğunu belirtiyordu.

1972’de yoksul ve kimsesiz çocukları okutmak, onları meslek sahibi olana kadar yetiştirmek amacıyla Çatalca’da kurduğu Nesin Vakfı ile de sıklıkla anılan yazarın eserlerinden elde edilen gelir de vakfa bağışlanıyor. 6 Temmuz 1995 tarihinde kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumana dek inandığı değerler için mücadele veren ve çalışmaya ara vermeyen Aziz Nesin, vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü.

Nesin Vakfı 1972 tarihinde kuruldu.

 

Aziz Nesin’in ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olsa da oyunları hâlâ tiyatro sahnelerinde sergilenmeye, yarattığı karakterler seyircileri kendine çekmeye devam ediyor.

Paylaş!